Kötülük çoğu zaman gürültüyle gelmez.
İnsan düşünmeyi bıraktığında, aldırmamayı öğrendiğinde sessizce yaklaşır.
Kalbin sıcaklığı o zaman azalır.
İyi insan, bu azalmayı erken fark eder.
Sözün nereye değdiğini, davranışın nasıl iz bıraktığını bilir.
Çünkü en sonunda herkes, kendi yüzüyle yaşar.
Bu farkındalık sessizdir ama ağırdır.
Bir karakterin omurga noktası gibi:
Görünmez, ama her şeyi taşır.
İyilik; kalbin sıcaklığı, aklın açıklığı, vicdanın netliğidir.
Kötülük ise çoğu zaman büyük bir nefret değil; insanın kendine yabancılaşmasıdır.
İnsanı ayıran serveti değil, duruşudur.
Kimse bakmazken ne yaptığıdır.
Sözünün ardında durup durmadığıdır.
İnsan her gün kendi kalbinde bir terazinin başındadır.
O terazi ne unvana, ne güce, ne kalabalığa bakar.
Sadece gerçeğe bakar.
İyi kalmak; dingin ve tutarlı olmaktır.
Kendi içinden geçen fırtınayı bilip, dışarıya nezaketle bakabilmektir.
Bir yarayı onarmak,
Bir yükü paylaşmak,
Bir sözü incitmeden söylemek…
Bunlar basit değil; insanın gerçek gücüdür.
Bazıları kaybeder ama kendini korur.
Bazıları kazanır ama kendini kaybeder.
Dünya, sonunda ikiye ayrılır:
İnsanlığı ciddiye alanlar
ve
insanlığı hafife alanlar.
İyi kalan, kazanır.
Çetin Ay
BWA Başkanı