Kuru sıkı konuşma.
Ses var, içerik boş.
Bir damla ümit damlamıyor vatandaşın kalbine.
Bu sözler kalbe değil, kulak zarına çarpıyor.
Gök gürültüsünden beter, sadece kulakları şişiriyor.
Ama yağmur yok.
Toprak kuru.
Umut çatlamış.
Bu mudur muhalefet.
Bu mudur milyonların umudu.
Bu mudur sandıkta bir şey değiştirecek güç.
Bu ülkede muhalefetin en büyük sorunu karşısında duran şey değildir.
Bu ülkede muhalefetin en büyük sorunu, kendisidir.
Muhalefet parti lideri böyle olmamalı.
Çünkü seçmen içerik sert, söylem yumuşak olsun istiyor.
Kontrollü, sakin, güçlü, somut ve inandırıcı.
Ama karşımızda ne var.
Bağıran, çağıran, kürsüde ses yükselten ama içerikte çözülen bir yapı var.
Genel Başkan bağırdıkça yumuşuyor içeriği.
Ses yükseldikçe, cümleler eriyor.
Kelimeler büyüdükçe, anlam küçülüyor.
Gaz alıcı, yaraya bant olacak konuşmaların artık hiçbir inandırıcı yanı kalmadı.
Bu ülkede artık kimse pansuman istemiyor.
Bu ülkede insanlar kökten bir tedavi bekliyor.
Ama muhalefet hâlâ yara bandı satıyor.
Muhalefetin görevi bağırmak değildir.
Muhalefetin görevi inandırmaktır.
Muhalefetin görevi sahne yapmak değil, devlet ciddiyeti kurmaktır.
Ama bugün muhalefet, kürsüde bağıran bir kalabalık yöneticisine indirgenmiş durumda.
Ne Genel Başkan koltuğundan ayrılıyor,
ne de gerektiği gibi davranabiliyor.
Bu, siyasî bir kilitlenmedir.
Bu, bir partinin değil, bir ülkenin tıkanmasıdır.
Çünkü muhalefet güçlü değilse, iktidar da denetlenmez.
Muhalefet etkili değilse, ülkede gerçekler de duyulmaz.
Muhalefet liyakat üretmiyorsa, sistem de çöker.
Muhalefet boş konuşuyorsa, devlet de boşluğa düşer.
Ve bugün olan tam olarak budur.
Söylem agresif, içerik yumuşacık.
Ve bu ülke artık bu oyunu yemiyor.
Çetin Ay
Bu satırlar siyaset için değil, şehit kanıyla mühürlenmiş bu vatanın büyük ve onurlu milletine..