MECLİS KULİSİ AŞ VERİYOR PARTİLERDEN SEÇİM KOKUSU GELİYOR. SİSTEM SİNYAL VERİYOR.

MECLİS KULİSİ AŞ VERİYOR  PARTİLERDEN SEÇİM KOKUSU GELİYOR. SİSTEM SİNYAL VERİYOR.

Türkiye’de siyaset uzun süredir seçim takvimine hamile...

Her an erken seçim kararı alınabilir. Zemin hızla kayıyor, dengeler anlık değişiyor ve bu belirsizlik ortamı en çok muhalefetin kırılganlığını görünür kılıyor. Enerjisini doğru yere yöneltemeyen, gündem kuramayan ve ortak zemin üretemeyen bir muhalefetin iktidarla mücadele etmesi mümkün olmuyor. Türkiye kritik bir eşiğe giriyor; bu süreci anlayamayan siyaset sonucu da belirleyemez.

Son seçimde bu kırılganlık açık şekilde ortaya çıktı. Muhalefetin en kritik anda yaşadığı iki büyük hamle masayı dağıttı ve tüm dengeyi bozdu. Güç toplamaları gereken anda savunmasız kaldılar, birleşmeleri gereken anda çözüldüler. Bu iki hareket, muhalefetin ne kadar kolay dağılabildiğini bütün ülkeye gösterdi. Seçmen bu dağınıklığı her seferinde daha ağır bedellerle hissediyor. Bu çöküşün sebebi kişiler değil; kriz anlarında çalışmayan refleksler ve stratejik birliğin kurulamamasıdır.

Bu zemin, küçük partiler, yeni kurulan yapılar ve bağımsız görünen figürlerle daha da şekilleniyor. Bu aktörler kritik anda devreye giren siyasi mayın gibidir. Muhalefet birleşmeye yaklaştığında sahneye çıkar, masayı dağıtır, süreci bulandırır. Yeni kurulan bir partinin birkaç ayda yüzde beşe ulaşması, medyanın olağanüstü ilgisi ve görünmeyen finansal destekler bu yapıların neden vitrine taşındığını açıkça gösteriyor. Yeni partilerin bir anda vitrinin ortasına yerleşmesi, siyasetin görünürlük üzerinden yeniden dizayn edildiğinin en belirgin işaretidir.

Siyasi dengeyi bozmanın en etkili yolu rakibi bölmektir. Saha genişletilir, parti sayısı artırılır ve oylar parçalanır. Tabanı sağlam olan parti bu tabloda her zaman avantajlı çıkar. Saha genişletilir, rakip daraltılır; bu Türkiye’de uzun zamandır işleyen bir gerçektir.

Türkiye’de seçim sandıkta değil; sandığa giden yolda kazanılır. Süreci erken yöneten, sandık açılmadan avantaj sağlar. Türkiye’de seçim sonucu sandıkta açıklanmaz; sandığa giden yol ne kadar temizse sonuç o kadar gerçektir.

Kırılma seçmen listesinde başlar. Toplu adres değişiklikleri, boş adreslere yazılan kayıt iddiaları ve stratejik bölgelerdeki seçmen hareketliliği yarış başlamadan dengeleri etkiler. Sonuç çoğu zaman sandıktan değil, süreçteki boşluklardan çıkar. Bu boşluklar giderilmediği sürece her seçim tartışmaya açık kalır.

Sandığın çevresini tutan, sandığın içindeki dengeyi de belirler. Örgütlü gücün karşısında yalnız bırakılan bir temsilcinin sandığı ve tutanağı koruması mümkün değildir. Bu, güç asimetrisinin en çıplak hâlidir.

Sayım anı, sonuç açıklama ritmi, sandık çevresindeki baskı iddiaları ve geçersiz oy tartışmaları yıllardır aynı kırılma noktalarıdır. En kritik eşik tutanaktır. Tutanak yanlış yazılırsa sonuç kayar, itiraz gecikirse hata kesinleşir. Türkiye’de seçim çoğu zaman sandıkta değil, tutanak masasında belirlenir.

Veri akışının ritmi bile sonucu etkileyen bir unsurdur. Sistem yavaşladığında değişen sadece sayı değildir; algı kayar, moral üstünlüğü el değiştirir. Bu psikolojik üstünlük uzun yıllardır seçim gecelerinin belirleyici başlığıdır.

Sandık güvenliği sonuç açıklandığında bitmez. Sandığın bir dakika bile boş kalması süreci riske atar. Her sandıkta en az otuz kişilik ekibin gerekliliği yıllardır tartışılır. Bu sayı düştüğünde sandığın savunmasız kalacağı herkes tarafından bilinir.

Türkiye’nin sorunu kişiler değildir; süreçlerin yıllardır zayıf bırakılmasıdır. Burada yapılan değerlendirme kurumlara suçlama değil; yıllardır dile getirilen risklere dikkat çekmektir. Sadece sandığı korumak yetmez. Tutanak, veri akışı ve saha hâkimiyeti olmadan gerçek seçim güvenliğinden söz edilemez. Seçim güvenliği bir tartışma konusu değil; devlet olmanın en temel sınavıdır.

Halk kararını verir; ancak sonuç hâline gelene kadar ilerlediği koridorda çok sayıda zayıf halka bulunur. Değişim isteniyorsa önce bu boşluklar kapatılmalıdır. Boşluklar kapatılmadıkça seçim yapılır; sonuç ise sadece açıklanır. Bu ülke artık tartışmasız bir seçimi hak ediyor.

Çetin Ay
BWA Başkanı

Not: Metin siyasi analiz ve gözlemdir; kişiler veya kurumlar doğrudan hedef alınmamıştır. Yasal risk içermez.



ulusalbasinajansi.com web sitesinde yayınlanan haber, resim, bilgi, belge, metin, video niteliğindeki tüm yazılaı ve görsel eserler Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına tamamen uygun olarak yayınlanmaktadır. TC 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine ve AB Fikri Mülkiyet Hukukuna göre Ulusal Basın Ajansı'.com'un yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, herhangi bir eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz

Bilecik'te sahte asker tuzağı bozudlu!

Asrın inşaasında teslim sayısı 455 bine ulaşıyor... Yılın son teslim töreni 27 Aralık'ta Hatay'da

İzmir Bornova'da Prof. Dr. Üstün Dökmen ile ilham veren buluşma

Tofaş potada evindeki galibiyet serisini 6 maça çıkardı

Erciyes Kayak Merkezi'ne Bilkent'ten övgü

Kayseri tarihi eserlerine sahip çıkıyor

502 firmaya Dahilde İşleme İzni verildi

Erzurum'da aşırı kar yağışı ve tipi ulaşımı felç etti

Kayseri Melikgazi'de Gön Han küllerinden doğdu

Adıyaman'da kontrolden çıkan araç ortalığı savaş alanına çevirdi!

Memduh Büyükkılıç'tan esnaf ziyaretleri

Yurtta bugün hava nasıl olacak? Doğu Karadeniz'de kuvvetli rüzgâr uyarısı

Kocaeli, Büyükşehir ile kabuk değiştiriyor

Düzce’de tomruk yüklü tır uçuruma yuvarlandı

Kayserili minik şefler mutfağa girdi

KİMSE BUNU BÖYLE OKUMADI

Yunus Karagöz: “Terörsüz Türkiye, Güçlü Türkiye Demektir”

Alsancak Partisi Çalışmalarına Hız Verdi

TARIMKON 5. Olağan Genel Kurulu Ankara’da Yapıldı

Osmangazi’de Cengiz Aytmatov Günleri sanat ve edebiyatla taçlandı

Beslenme yardımı birinci yılında binlerce öğrenciye ulaştı