“VATANDAŞINI MAFYAYA TESLİM EDEN HÜKÜMET, MEŞRUİYETİNİ KAYBETMİŞTİR; SESSİZLİK, SUÇUN TA KENDİSİDİR.”
Mafya babalarının TikTok reklamı üzerinden tehditler savurduğu...!
“testereyle keserim, hesabını soracağım!”
diyerek milyonlarca Vatandaşın tehdit edildiği Ülkeyi düşünün
Bu tehditler yalnızca bir şov değil;
Her biri toplumun iliklerine kadar işleyen korkunun yansıması.
Gençlerin ideallerini kaybettiği, geleceğe dair umutlarını bir kenara bıraktığı bir toplum düşünün.
Doktor, öğretmen, avukat ya da marangoz olmak artık kimseye çekici
gelmiyor
Bunun yerine gücü elinde bulunduran mafya liderleri kahraman
ilan ediliyor
Gençler, “Ben de bir gün onlar gibi olacağım,”
diyerek şiddeti ve korkuyu bir yaşam biçimi olarak benimsemeye
başlıyor
Mafya grupları, ülkenin her sektörünü ve bölgesini kontrol altına almış durumda.
SİYASETİ BİR MAFYA
UYUŞTURUCU TİCARETİNİ BİR DİĞERİ YÖNETİYOR;
TURİZM BÖLGELERİ VE PETROL, EROİN, ESRAR TİCARETİ DE FARKLI MAFYA ÖRGÜTLERİNİN KONTROLÜNDE.
Ülke, bu karanlık güçler arasında adeta paylaştırılmıştır
Sokakta bir vatandaşın, “Nasıl olsa iki gün sonra salacaklar,”
dediği bir adalet sistemi düşünün.
Mafyanın mahkeme salonunda hâkimi tehdit ettiği, savcıların dosya kapatmak için sessiz kaldığı bir düzen.
Hukukun üstünlüğü değil, gücün üstünlüğü hüküm sürüyor.
Savcılar koruma talep ediyor, polisler korkudan adım atamıyor, hâkimler ise karar vermeden önce hangi tehditleri göze alacaklarını hesaplamak zorunda kalıyor.
Adalet, korkunun gölgesinde
can çekişiyor
Devletin mafyayla
baş edemediği
bir sistem
Ya da belki de baş etmek istemediği… Sokakta fısıldanan
bir gerçek var:
“Hükümet bu durumdan faydalanıyormu.” Kimilerine göre mafya, devletin bir uzantısı olmuş; kimilerine göre devlet, mafyanın gölgesinde hüküm sürüyormuş. Halk arasında adaletin yerini
paranoya almış; kime güveneceğini, kimin tarafında olduğunu kimse bilmiyor
Bu karanlık düzen, yalnızca bireylerin hayatını değil, toplumun bütün dokusunu yok ediyor. İnsanlar her an bir kurşuna, bir iftiraya, bir kayboluşa hazır şekilde yaşıyor.
Sokaklarda,
“Güçlü olan haklıdır,” anlayışı hâkim.
Çocuklarını güvenle büyütmek isteyen aileler artık yalnızca dua edebiliyor.
Çünkü güven, bu ülkede bir hayal
Mahkeme salonunda mafyanın, “Bu kararı verirsen adalet değil ben hükmederim,
” diyerek hâkimi tehdit ettiği, savcının buna karşılık tek kelime edemediği bir sistem.
Vatandaşın gözünde adalet, yargıdan değil, mafyanın insafından medet umar hale gelmiş.
“Hukuk yok ki güvenelim,”
diyen insanların sesleri, toplumun her köşesinden yükseliyor
Mafya ile devlet arasındaki çizginin tamamen silindiği, güç dengelerinin yeraltı dünyasında kurulduğu bir ülke. Bürokratların, siyasetçilerin ve hatta güvenlik güçlerinin mafya liderleriyle iç içe geçtiği, bu çürümüş düzenin artık sıradan bir gerçeklik haline geldiği bir sistem. Çeteler sokaklarda, adalet ise mezara gömülmüş.
Bu düzenin içinde birlik ve beraberlik mümkün müdür? İnsanların çocukları için bir gelecek hayal etmesi hayalperestlik değil midir? Her sabah
“Bugün sıra kimde?” diyerek uyanan bir toplumun, korkudan başka neyi olabilir
Ve asıl soru:
Bu karanlığı kim durduracak
Yoksa korkunun kanun olduğu bu düzen, sonsuza kadar hüküm mü sürecek
Bu nasıl bir düzen?
HAKİM ve SAVCILAR, hükümetin talimatı ile mafyanın tehdidi arasında sıkıştı
nefessiz kaldıkça adaletten değil, mesleklerinden soğur oldular.
“Ekonomi, açlık hepsi ikinci sırada
Bu milletin OYU, mafyayı kökünden kazıyıp SOYUNU sopunu temizleyecek olana gidecek!”
Alim TÜLEK
E.Emniyet Müdürü